cümleye büyük harflerle başlayamayacak kadar sıcak bir gün bugün. her zaman yanı başımda duran su bardağına uzanıyorum. yüzeyde gördüğüm tozları umursamayacak kadar sıcak bir gün bugün.
uyanıyorum.
yataktan çıkmaya cesaret edemeyecek kadar zor bir gün bugün. her zaman yatağın yakınında duran telefonuma uzanıyorum. ekranda görmek istediğim isimleri aklımdan geçiremeyecek kadar zor bir gün bugün.
uyanıyorum.
yastığımı ters çevirmeye üşenecek kadar sıkıcı bir gün bugün. yere uzanıyorum, yazmak istiyorum. aklımdan geçenleri kağıda dökmeye gücüm olmadığı kadar sıkıcı bir gün bugün.
pencereyi açıyorum. önüne bir sandalye çekip oturuyorum. karşı apartmanda yaşlı bir adamın oturduğunu ve benim odamı dikizliyor olmasını hayal ediyorum. o'nun hiçbir zaman fark etmediği yamuk ağızlı gülüşümle çapkın çapkın bakıyorum emekli öğretmen muzaffer'in penceresine doğru. kültablasını her zamanki gibi unutmuş olduğum için tükürükle doldurduğum avucumu kullanıyorum, tabii o an için izmariti ne yapacağımı düşünmüyorum.
sahi, ben ne zaman bir işin sonunu düşünerek yaptım bilmiyorum. her neyse, candan erçetin oturuşumu bozacak bir müzik sesi geliyor apartmanın açık bir penceresinden. ayağa fırlayamayacak kadar sıcak, zor ve sıkıcı bir gün olmasına rağmen pencere pervazına tutunuyorum düşmemek için. bu şarkı, sıcak, zor ve sıkıcı bir gün şarkısı değil çünkü, neşet ertaş çalıyor komşulardan biri son ses.
yere fırlattığım kalemi bulmaya çalışıyorum, bu şarkı bitmemeli ki yazabileyim diye.çünkü şarkılara sığınıp cesaret bulmaya çalıştığım, 22 yaşına yeni girdiğim günlerden biri bugün. sol elim hand-made küllük olmuş, sağ elimde kalem, kağıt bulamadığım için geceden sineklerin boş bıraktığı alanları dolduruyorum. neler yazdığımın hiçbir önemi yok o an için.
şarkı bitiyor.
kalem elimden düşüyor. artık yerimden kalkmam gerektiğini düşünüyorum, izmaritin ıslak kokusuna o şarkı yokken dayanabileceğimi sanmıyorum.
şarkı bitiyor.
oturduğum yerden emekli öğretmen muzaffer'in penceresine bakıyorum, zira ne kadar da eğlenmiştir bacaklarıma bakarken.
şarkı bitiyor.
kafamı bacaklarıma indirip de yazdıklarımı okumaya cesaretim yok. canım yanıyor, kalemi fazla zorlamaktan eski yaralarımdan birini deşiyorum yanlışlıkla.
şarkı bitiyor.
yerimden kalkıyorum. bir bacağımdan ince ince kan sızıyor. bakamıyorum yazdıklarıma. avucumu pencereden çıkartıp ters yüz ediyorum. komşular umrumda değil.
şarkı bitiyor.
odadan çıkıp banyoya adım atıyorum. ne aynaya bakacak cesaretim var, ne de bacaklarıma. suyu ayarlıyorum.
şarkı bitiyor.
banyoya giriyorum. yazdıklarımı okuyacak kadar cesaretli değilim. suyun altına girip gözlerimi kapatıyorum. o'nun hiçbir zaman beni dinlemediğine emin olduğum ince ses tonumla ismini fısıldıyorum.
kelimeler bacaklarımdan, ismi dudaklarımdan akıyor. kimse görmüyor, kimse duymuyor neyse ki. cesaretimi kıracak ne varsa daha düşünüyorum, inadına bakmıyorum yerlere, ne kelimeleri görmek istiyorum o an, ne de o'nun ismini.
çıkıyorum banyodan. klasik bir sahne olsun diye, buhulanmış aynayı siliyorum elimle. gülümsemeye çalışıyorum. olmuyor. kafamı çevirip duşa bakacak cesareti buluyorum o an kendimde.
irkiliyorum.
suların arasında kaybolmaya çalışan kelimeleri ve o'nun ismini görüyorum.
hayatıma benzeyen banyo giderinin tıkalı olduğunu unutuyorum.

0 de*:
Yorum Gönder